'Ölünceye Kadar Bakma' Sözleşmesi Nedir?

ÖLÜNCEYE KADAR BAKMA SÖZLEŞMESİNE İLİŞKİN MUVAZAA DAVALARINDA BİLİNMESİ GEREKEN BAZI HUSUSLAR

Bu yazıda ölünceye kadar bakma sözleşmesine ilişkin muvazaa davalarında önem arz eden bazı hususlara değineceğiz.

1 - Ölünceye kadar bakma sözleşmesi her iki tarafa borç yükleyen ivazlı bir sözleşmedir.

2 - Geçerli bir ölünceye kadar bakma sözleşmesi ivazlı olduğundan tenkise tabi olmayacaktır. Ancak niyet saklı payları ihlal etmek ise bu takdirde tenkis istenebilir. Muvazaaya dayalı tapu iptal tescil ve tenkis birlikte terditli talep edilebilir. Öncelikle muvazaa konusu incelenir. Tenkiste seçimlik hakkın kullanıldığı tarihten itibaren faiz söz konusu olur, dava tarihinden itibaren değil.

3 - Muvazaa davası daha geniş kapsamlı olduğundan ıslah yolu ile muvazaa davası tenkis davasına dönüştürülemez, ancak tersi mümkündür.

4 - Mirasçılar bakım borçlusuna bakım alacaklısına bakmadığı gerekçesiyle tapu iptal ve tescil davası açamazlar. Bu hak bakım alacaklısı olan murisin bizzat kendisine aittir.

5 - Ölünceye kadar bakma sözleşmesi tapu siciline aksettirilmediği takdirde, yani sözleşmeye konu taşınmazlar bakım borçlusuna intikal etmediği sürece mirasçılar tarafından tapu iptal ve tescil davası açılamaz.

6 - Ölünceye kadar bakma sözleşmesinde de muvazaa söz konusu olabilir ve ölünceye kadar bakma sözleşmesinin muvazaa ile illetli olduğu her zaman ileri sürülebilir. Bu davalarda herhangi bir zamanaşımı ve hak düşürücü süre yoktur.

7 - Ölünceye kadar bakma sözleşmesin yapmada amaç mirasçılardan mal kaçırmak ise bu takdirde sözleşme ivazlı olmayacağından bağışa hizmet ettiği düşünülür. Bu nedenle 1974-1/2 YİBK uygulama alanı bulabilecektir.

8 - Bu davalarda mirasbırakanın yaşı, fizikî ve sağlık durumu, mallarının tamamı, temlik edilen malların tüm malvarlığına oranının makul karşılanacak seviye olup olmadığı, aile ilişkileri gibi olgular dikkate alınır.

9 - Sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir. Bu ihtiyacın sözleşmeden sonra doğmuş olması ya da alacaklının ölümüne kadar çok kısa süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olmaz. Ancak mirasbırakanın sözleşmenin yapıldığı anda bakım ihtiyacının olması muvazaa olgusuna dair ihtimali azaltacak hatta ortadan kaldırabilecektir. Bu nedenle bakıp gözetme olgusu kanıtlanmış ise muvazaa davasının reddi gerekir.

10 - Sözleşmenin yapılmasından kısa bir süre sonra mirasbırakanın ölmesi sözleşmenin muvazaalı yapıldığı anlamına gelmemektedir.

11 - Ölünceye kadar bakma sözleşmesi yapılmamış olsa bile murisin kendine bakmasından dolayı minnet duygusula taşınmaz devretmesi muvazaa söz konusu olmamaktadır.

12 - Bakım alacaklısının sağlığında bakım borçlusuna karşı açmış olduğu ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil davası reddedilmiş ve kesinleşmiş ise mirasçıların muvazaa iddiası dinlenmez.

13 - Bakım alacaklısından alacaklı olan üçüncü kişiler de alacaklarını alamadıkları gerekçesiyle ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptalini isteyebilirler. Bakım alacaklısından nafaka alacağı olanlardan da sözleşmenin iptalini isteyebilirler. İİK 277 vd hükümleri uygulanma kabiliyeti bulabilecektir.

14 - Temlik tarihinde mirasçı olmayan kişi ve fakat ölüm tarihinde mirasçı olan kişi muvazaaya dayalı tapu iptal ve tescil davası açabilmesi için şu iki koşuldan birinin varlığı gerekir: Mirasbırakanın temlik tarihinde başka mirasçısı olmamalı ve  paylaştırma amacıyla temlikin yapılmaması.

15 - Taraf muvazaası yazılı delil ile ispat edilebileceğinden sözleşmenin taraflarınca ileri sürülen muvazaanın ispatı tanık ile mümkün değildir. Mirasçılar burada üçüncü kişi konumunda kabul edildiğinden (halefiyete dayanılarak açılan davalar müstesna) tanık ve her türlü delil ileri sürebilirler.

16 - Bakım alacaklısı tarafından taraf muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davası açılmış ise murisin ölümüyle mirasçılar üçüncü kişi konumuna düşmezler ve dolayısıyla yazılı ispat kuralı devam eder.

17 - Davaya konu taşınmazın tapu iptali ve tescili mümkün değilse terdit ile talep edilen bedel bakımından denkleştirici adalet ilkesi uygulanmaktadır.

Faydalı olması dileğiyle.

Avukat Hakan DİMDİK