Mutluluk Bir Seçim mi?

Son yıllarda yaşanan felaketlerle birlikte mutlu olmak gün geçtikçe zorlaşıyor.

  • | Son Güncelleme:
  • | Yeni Günaydın

Wisconsin-Madison Üniversitesi'nden Dr. Pelin Kesebir, mutluluğun seçim olan ve olmayan yönlerini ele alırken, karanlık kişilik özelliği taşıyanlardan uzak durulması gerektiği konusunda uyarıda bulunuyor

Son yıllarda yaşanan felaketlerle birlikte mutlu olmak gün geçtikçe zorlaşıyor.

Peki bu zorlukları aşıp, mutlu olmak için neler yapabiliriz? Mutluluk bir seçim mi?

Wisconsin-Madison Üniversitesi'nden Dr. Pelin Kesebir, mutluluğun seçim olan ve olmayan yönlerini ele alırken, karanlık kişilik özelliği taşıyanlardan uzak durulması gerektiği konusunda uyarıda bulunuyor. 

Mutluluğun elimizde olan ve olmayan tarafları bulunuyor. Bunlar arasında biyolojik özelliklerimiz ve bazı çevresel faktörler de var. 

Mutlu olmanın genetik kısmının elimizde olmadığını söyleyen Wisconsin-Madison Üniversitesi'nden Dr. Pelin Kesebir, "Her birimiz belli bir biyolojik kalıtımla dünyaya geliyoruz. Örneğin kimilerimiz, olumlu duygulara daha yatkın olurken, kimilerimiz de olumsuz duygulara veya empatik hissetmeye daha yatkın doğuyoruz" dedi.  

Yaşadığınız ülke ve aileniz mutluluğunuzu etkiliyor

Kimi çevresel koşulların da etkili olduğuna dikkat çeken Kesebir, şunları söyledi:

Ülkeler arasında çok fazla mutluluk farklılıkları görüyoruz. Örneğin İzlanda ve Afganistan arasında mutluluk düzeylerini karşılaştırdığımızda çok ciddi bir fark görüyoruz ve bunların hepsini genetikle açıklayamayız. Yaşadığınız ülkede kendinizi maddi ve manevi olarak güvende hissetmeniz çok büyük bir etken oluyor.

Ayrıca, ekonomi, yönetim biçimi, demokrasi, insan haklarına saygı bunların hepsi çok önemli ve tabii ki hiçbir şüphe yok ki daha iyi yönetilen ülkelerde mutluluk düzeyi daha farklı. Çünkü, mutluluğun en özünde olan temel unsur güvenlik hissi. Yani kendimizi maddi, fiziksel, manevi ve duygusal olarak güvende hissettiğimizde mutluluk inşa etmek çok daha kolay oluyor. Kimi ülkeler vatandaşlarına bunu çok daha fazla sağlayabiliyorlar ve sağlayamadıkları ölçüde de maalesef mutsuzluğa zemin hazırlıyorlar. Bütün bunlar mutsuzluğun elimizde olmayan ya da daha az olan kısmı oluyor. Ek olarak, nasıl bir aileye doğdunuzda etkiliyor. Örneğin aileniz ne kadar sevgi dolu ne kadar verici, ne kadar sevgi gösterebilecek durumda değiller veyahut şiddet uyguluyorlar gibi unsurlar da var.

Sizi mutlu eden şeyleri bulun ve onları alışkanlıklarınız haline dönüştürün

Mutluluğun sebeplerini daha iyi anlamak ve bunları hayatımıza daha fazla geçirebilecek şekilde eğitmek mümkün olabiliyor.

Mutluluğun kişinin karakteriyle ilgili olduğunu kaydeden Kesebir, "Aslında zihinsel, duygusal ve davranışsal alışkanlıklarımızdan kaynaklanıyor.  Alışkanlıkları değiştirmek hiç kolay bir şey değil. Gerçekten bunu istemek ve üzerinde çalışmak gerekiyor, sonuçta da bunu yapabiliyoruz. Örneğin kendimizi olumlu duygulara daha fazla yönelecek şekilde eğitebiliriz. Bu mutluluğun kendi elimizde olan kısmıdır. Hayatımızda bize mutluluk veren şeyleri öğrenip, onları hayatımıza geçirmek de daha fazla mutluluğumuzu artırıyor" şeklinde anlattı.  

Mutsuzluğunuzun nedenlerini araştırın

"Mutlu olmak bir seçim değil" diye konuşan Kesebir, bunun nedenini ise şöyle açıkladı:

Çünkü genlerimizi seçemiyoruz, içine doğduğumuz ülkeyi ve aileyi seçemiyoruz. Bütün bunlar bizim mutluluğumuzu etkiliyor. Buraya kadar bir seçim değil, ama seçim olan kısmı da var. O da tam olarak en azından kendi bulunduğum koşullar içerisinde olabileceğim en mutlu insan olmak için elimden geleni yapıyor muyum? Bu soruya evet cevabını verebiliyorsak, o zaman biz bu seçimimizi doğru şekilde yapmış oluyoruz. 'Ben mutsuzluğa mahkumum gibi bir bakış açısına girip, o bataklığın içine çökmek 'düşüncesi yerine 'Belki şu an içinde bulunduğum koşullar çok mutlu edemiyor ama kendimi iyi hissetmek için ne yapabilirim?' sorusunun yanıtını aramak faydalı bir tercih olur. 

Mutlu olmak için ne yapılabilir? 

Herkesin mutsuz olmasının nedenleri farklı durumlardan kaynaklanıyor.  

Mutluluğu ararken, "Benim mutluluğumun önünde en fazla yükselen engel nedir?" sorusunu sormanın önemli olduğunu vurgulayan Kesebir, "Her zaman dış koşulları suçlamamak da ve kendimize bakmak da önemli oluyor. Benim mutluluğumun önündeki engeller arasında kontrolü benim elimde daha fazla olanlar hangileri? Bunları kendimize sorabiliriz" dedi.

Dr. Pelin Kesebir, "Örneğin kimimiz için mutluluğumuzun engelleyen bir faktör kendimizle ilişkimiz olabilir. Eğer içimizde çok acımasız bir ses varsa bizimle, sürekli çok ters konuşan, belki çok mükemmeliyetçi, hiçbir yaptığımızı, beğenmeyen, kendi kendini utanç duygusuna boğmaya çok yatkın bir iç ses varsa bu mutluluğunuzun önünde çok ciddi bir engeldir.  Bu üzerinde çalışılması gereken bir adımdır. O zaman burada mutluluğu seçmek, örneğin öz şefkat konusunda çalışmak olabiliyor. Kendime karşı nasıl daha dostane, daha anlayışlı, daha insanca bir tutum içine girebilirim? O zaman bizim yönelmemiz gereken bu oluyor. Başka bir insan için ilişkilerinde çok sorun yaşamak, mutluluğunun önünde yükselen bir engel olabilir. Öyle bir insan için yapılması gereken ilişkilerini düzeltmek üzerinde çalışmak ve niçin benim ilişkilerimde bu kadar sorun yaşanıyor? Bunda benim bunda benim payım nedir? Bunun üzerinde yol almaya çalışmak gerekiyor. Kendimizi tanıyıp oradan hareket etmek önem taşıyor" şeklinde önerilerde bulundu.

Herkesin mutluluk yapması gereken birtakım hususlar olduğunu söyleyen Kesebir, "Hepimizin mutluluğu için bedenimizin olabileceği en iyi halde olması çok önemli bir temel teşkil ediyor. Bu konuda eksiklikleri olan insanlar varsa mutluluğu seçmek için başlanacak en güzel yerlerden biri bedenimize iyi bakmaya çalışmak" dedi. 

Kötü insanlarla iletişimde olurken, mutluluğumuzu korumak için neler yapabiliriz? 

Başka insanlarla ilişkilerimizin mutluluğumuzun en önemli belirleyicilerinden biri olduğunu ifade eden Kesebir, "Başka insanlarla iyi, sıcak, yakın ve güvenilir ilişkilere sahip olmak, mutluluğumuza etki eden faktörler arasında en kuvvetli olanlardan biri. İyi ilişkiler mutluluk için gerekli bir faktör, tek başına yeterli olmayabilir ama gerekli. Bu da o olmadığında mutluluk olmuyor. Yani sizin hayatınızda güvenebileceğiniz en özel ve mahrem yönlerinizi paylaşabileceğiniz, başınız sıkıştığında saat kaç olursa olsun gidip yardımını isteyebileceğiniz birileri yoksa bu mutluluğu veyahut mutluluğun en yüksek düzeylerini imkansız hale getiriyor" diye konuştu. 

Karanlık kişilik özellikleri taşıyanlardan uzak durun

İyi ilişkiler kurmak için önce kendimiz ve karşımızdaki insanın iyi olması gerektiğine dikkat çeken Kesebir, şunları anlattı:

Kendimizin iyi bir insan olduğunu varsayalım, karşımıza her zaman iyi insanlar çıkmıyor. İyi insan olmak; ahlaklı, düşünceli, karşısındakini sayan, seven, değer veren ve kötülük yapmayan bir insan olmak demek. Bunun tam tersi yönde en kötü ucunda duran insanlar da var. Bunlar aslında çoğu zaman sosyopat dediğimiz seri katiller ve insanlara karşı en kötü suçları işleyen insanlar oluyor. O uca yaklaşan insanlar da var ve maalesef bizim karşımıza böyle insanlar çıktığında, bunlar bizim mutluluğumuzu çok korkunç bir şekilde etkileyebiliyor. Psikolojide karanlık kişilik özellikleri dediğimiz, bir grup kişilik özelliği var ki, bu bahsettiğim sosyalpati de buna dahil ama bunun da dışında örneğin narsisizm, çok manipülatif ve çok çıkarcı olmak ayrıca, sizin çıkarınızın başka her şeyden üstün olması ve başka insanları sizin çıkarınız, ihtiyaçlarınız, arzularınız uğrunda kullanmaktan hiç sakınmamak. Bu özellikleri yüksek olan insanlar uzak durmamızın en faydalı olacağı insanlar. Çünkü hepimizin karakterimizi değiştirmesi zor ama üzerinde çalışırsak ve istersek bunu yapabiliriz.

Çoğu zaman bu kötü özelliklere sahip insanların, hele de yüksek düzeyde sahiplerse kendilerinde yanlış bir şey olduğunu düşünmediklerini söyleyen Kesebir, "Değişmek gibi bir arzuları yok ve zaten isteseler bile değişmek zor. Ama istemeyince böyle bir şey zaten imkânsız. O yüzden benim yaklaşım, eğer kendimizi korumak istiyorsak ve kendi sevdiklerimizi de korumak istiyorsak çünkü böyle insanlar, acılardan oluşan bir enkaz bırakıp öyle gidebiliyorlar. Maalesef çok fazla acı yaratabilme kapasitesine sahip insanlar var. Elimizden geldiği ölçüde böyle insanlara sınır çizmek ve uzak durmak en doğrusu diye düşünüyorum" ifadeleriyle sözlerini tamamladı.

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmamış.İlk yorum yapan sen ol...

Yorum Yap

Bu Alan Boş Bırakılamaz
Bu Alan Boş Bırakılamaz
Yorum Yapma Şartlarını Kabul Etmediniz